Oyun + BÜTÜNLEŞİK EĞİTİM = ÇABUK ÖĞRENME

Ender bulunan insanlar; Başarılı bir BÜTÜNLEŞİK EĞİTİM (Bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik) kariyerine sahiptir. Üniversite eğitiminizi hangi alanda yaptığınızın önemi yoktur.

Bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik ya da kısaca BÜTÜNLEŞİK EĞİTİM ; hem devlet okulları hem de özel okullar için önemli hale geldi. Genel düşünce, “Geleceğin mesleklerinin BÜTÜNLEŞİK EĞİTİM becerileri gerektireceği yönünde ve bu yüzden biz de, ekonomide sahip olacakları rollere hazırlamak için çocuklarımızı hararetle eğitiyoruz’’.

Bilimsel bilginin pratik amaçlar için uygulanmış hali olan teknoloji; çocukların oyunlarını genişletmelerinin, bulduklarına dayanarak dünyayı daha fazla keşfede bilmelerinin bir yoludur.

Mühendislik ise çocukların teknolojilerini yaratma sürecidir. Bu süreç, akan suyu engellemek için set kurmayı da içerebilir, o suya atlamak için bir tramplen  tasarlamayı da.

Klasik eğitim sistemi, gereksiz matematik bilgileri ile  matematikten nefret etmemizi körükler.. Oysa matematik,  gittikçe karmaşıklaşan muazzam yöntemleri – modelleme, sınıflandırma, sıralama – öğrenme sürecidir. Matematik,  analitik düşüncenin de temelini oluşturan  yöntemlerin bütünüdür. 

Erken dönem BÜTÜNLEŞİK EĞİTİMİNDE yaşanan trajedi, çoğu eğitimcinin ’’Öğretim için olağanüstü yöntemler kullanılması gerekir’’ şeklindedir. ‘’Dersler, çalışma kağıtları ve ezbere dayalı sınavlar olmadan başarılı olunamaz’’  fikrindeydiler. Tamamen saçmalık.

BÜTÜNLEŞİK EĞİTİMİ çok da karmaşık değil. Çocukları, ilgilerini çeken şeylerin peşinden gitmeleri için keyifli, çeşitlilik gösteren ve insanı uyaran bir ortamda bıraktığımızda bunu zaten kendi başlarına yapıyorlar. Ancak onların, bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik sevgilerini; otoriter yetişkinlerin hangi bilgi ve beceriyi nasıl ve ne zaman öğrenmeleri gerektiğini söyleyen ezberci bir eğitim sistemine dönüştürerek yok edebiliriz. İyi bir BÜTÜNLEŞİK EĞİTİMİ, en azından ilk yıllarda, oyun tabanlı olmalıdır: Çocuğun doğuştan gelen merak duygusundan faydalanan, sınırsız yaratıcılık kapasitelerini sonuna kadar kullanmalarına izin veren, oyuna dayalı bir eğitim. 

Geri çekilip çocukları “doğal yaşam alanlarında, yani oyun oynarlarken gözlemlediğimizde; sosyal-duygusal beceriler, okuryazarlık ve aslında en önemli “meslek” becerisi olan diğer insanlarla çalışma kabiliyeti gibi diğer önemli şeylerle iç içe geçmiş olsa da, çocukların BÜTÜNLEŞİK öğrendiklerini görebiliriz.

Çocuklarımızın dünyalarını oyun aracılığıyla keşfetmelerine izin verdiğimiz takdirde, onların zaten birer bilim insanı, teknoloji uzmanı, mühendis ve matematikçi olduklarını göreceğiz. Bunu biz yaratmayız, sadece doğal dürtülerini açığa çıkaracak zamanı ve ortamı onlara sağlayabiliriz. Bu sayede, çocuklarımızın sadece gelecekteki çalışma hayatları için gerekli olabilecek ya da olmayacak becerileri edinmelerini değil, aynı zamanda iyi bir yaşam sürme amacına sahip olmalarını da sağlamış oluruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir